Osmanlıca Kitaplar Basım Hazırlığında

Osmanlıca Kitaplar Basım Hazırlığında

Üstadımızın ehemmiyet verdiği ve “Risale-i Nur’un bir vazifesi” diye bahsettiği hatt-ı Kur’an risalelerin basımı için hazırlıklar başladı. RNK Neşriyat bünyesinde devam eden dizgi ve tashih çalışmaları inşallah yakında meyvelerini verecek.


İlk olarak Asa-yı Musa risalesinin basılması hedefleniyor, sonra birer birer tüm külliyatın basımı tamamlanacak inşallah.

Yapılan çalışmalar ve hatt-ı Kur’ana aşina olan okuyucularımızdan gelen talepler doğrultusunda, basılacak eserler için rik’a fontu tercih edildi.
Rik’a tarzı yazı, okunması ve yazması pratik bir hat olarak biliniyor. Biraz talimle bu hattın kısa sürede benimseneceğini ümid ediyoruz.


Hatt-ı Kur’anın Ehemmiyeti


Risale-i Nur Külliyatı’nın ilk yıllardan itibaren yazılması ve çoğaltılması hep Osmanlıca olarak yani hatt-ı Kur’an ile yapıldı. Özellikle o yıllarda Kur’ana ve Kur’an hattına karşı olan yasaklamalar karşısında Üstadımız Nur risaleleriyle Kur’an hattının muhafazasına gayret gösteriyordu. Uzun yıllar boyunca risaleler, el yazılarıyla ve teksir makineleriyle hatt-ı Kur’an olarak yazıldı ve çoğaltıldı.

“Risale-i Nur’un neşir keyfiyeti de tarihte hiçbir eserde görülmemiştir. Şöyle ki:
Kur’ân hattını muhafaza etmek hizmetiyle de muvazzaf olan Risale-i Nur’un, muhakkak Kur’ân yazısıyla neşredilmesi lâzımdı. Eski yazı yasak edilmiş ve matbaaları kaldırılmıştı. Bediüzzaman’ın parası, serveti yoktu; fakirdi, dünya metâıyla alâkası yoktu. Risaleleri elle yazarak çoğaltanlar da, ancak zarurî ihtiyaçlarını temin ediyorlardı. Risale-i Nur’u yazanlar karakollara götürülüyor, işkence ve eziyetler yapılıyor, hapislere atılıyordu. Bediüzzaman aleyhinde hükûmet eliyle yaptırılan propaganda ve tazyiklerle her tarafa dehşetler saçılıyor; ahali, Hazret-i Üstada yaklaşmaya, ondan din, iman dersi almaya cesareti kalmayacak derecede evhamlandırılıyordu.”
Tarihçe-i Hayat

***

“Hem şimdilik bazı ulemanın yeni eserlerinde meslek ve meşrep ayrı ve bid’atlara müsait gittiği için, Risaletü’n-Nur zındıkaya karşı hakaik-i imaniyeyi muhafazaya çalışması gibi, bid’ata karşı da huruf ve hatt-ı Kur’ânı muhafaza etmek bir vazifesi iken…”
Kastamonu Lahikası

1950’li yıllarda ise yeni neslin bu alfabeye uzak kalışı sebebiyle, yine Üstad’ın müsaadesiyle, Nurların Latin harfleriyle basımına başlandı. Tüm külliyat yeni harflerle Bediüzzaman hayatta iken basıldı ve Üstad nezdinde tashih edildi.

“Biz şimdi gayet mühim ve herkese lâzım Meyve ile Hüccetü’l-Bâliğa’yı ikisi bir cilt olarak yeni hurufla tab etmek için Tahirî ile İstanbul’a gönderdim…”
Emirdağ Lahikası

Latin harfleriyle basılan kitaplar yaygınlaşırken hatt-ı Kur’an eserlerin çoğaltılması bir taraftan hep devam etti. Risale-i Nur’dan istifadeye başlayan bir çok Nur talebesi Osmanlıca’yı da öğrenerek Nurları orijinal alfabesinden de okumaya başladı.

“Risale-i Nur’dan eskimez yazı öğrenmeye gelince; Kur’ân yazısıyla olan Nur Risalelerini yazmaktaki kazancımız çok büyüktür. Eskimez yazıyı kısa bir zamanda öğreniyoruz, hem yazarken malûmat elde ediyoruz. Hem Risale-i Nur eczalarını çoğaltmakla imana ve Kur’ân’a hizmet edildiği için pek büyük mânevî kazançlar elde ediyoruz. Hem yazılarak edinilen bilgi hâfızaya daha esaslı yerleşiyor. Bunun için şimdiye kadar binlerce genç Risale-i Nur’u yazarak Kur’ân yazısını öğrenmiş ve öğrenmektedir.”
Gençlik Rehberi

İnşallah basılacak olan eserler de bu manaya hizmet edecek, bizi Kur’anla ve ecdadımızla bağlayan bu mübarek lisana rağbetimizi artıracaktır.

Bu gönderiyi paylaş