Mektubat

Mektubat


Müellifi Bediüzzaman Said Nursi

Eser Hakkında


Mektubat, Risale-i Nur Külliyatı’nın en ehemmiyetli parçalarından biri olup tefsir ve hadis ilmindeki mühim meseleleri, tasavvuf ve velayetin sırlarını ve içtimaî hayata dair düsturları ihtiva eden muazzam bir eserdir. Kelime-i şehadetin her iki rüknünü sarsılmaz delillerle ispat etmesi bakımından bir iksir-i a’zam mahiyetindedir. Müellifin ifadesiyle, doğrudan doğruya Kur’an-ı Hakîm’in i’caz-ı manevîsinin bir eseri ve inayet-i Rabbaniyenin bir cilvesidir.

Eserin Tarihçesi


Mektubat, müellifin Barla’daki sürgün yıllarında (1926-1934) telif edilmiştir. Kitabın büyük kısmı, talebeleri tarafından Bediüzzaman’a sorulan sorulara cevap olarak ayrı ayrı yazılmış, sonraki yıllarda kitap haline getirilmiştir.

İçerik


Eser, inanç esaslarından sosyal ahlaka kadar geniş bir yelpazeyi kapsayan 33 mektuptan oluşur.

“Hz. Hızır hayatta mıdır?”, “Ölüm nasıl mahluk ve nimet olabilir?”, “Cehennem nerededir?”, “Cenab-ı Hak, şeytanı ve şerleri halk etmiş, hikmeti nedir?”, “Hz. Ali (ra) zamanında başlayan muharebelerin mahiyeti nedir?”, “Kâinattaki mütemadiyen şu hayret-engiz faaliyetin sırrı ve hikmeti nedir?”, “Mü’minin mü’mine en iyi duası nasıl olmalıdır?” gibi sorular cevaplandırılır.

Başlıca konuları şöyle özetlenebilir:

  • İman ve Tevhid: Allah’ın varlığı, birliği ve kainattaki faaliyet-i Rabbaniyenin sırları.
  • Nübüvvet: Hz. Muhammed’in (asm) üç yüzden fazla mucizesi, peygamberlik kurumunun gerekliliği.
  • Velayet ve Tarikat: Tasavvufun mahiyeti, tarikatın faydaları, velayet mertebeleri.
  • İçtimaî Hayat: İslâm kardeşliği, gıybetin zararları, milliyetçilik fikrinin mahiyeti; şükür, iktisat, kanaat gibi ahlakî esaslar.
  • Gaybi Meseleler: Hayatın mertebeleri, ölümün hakikati, cehennemin yeri ve haşrin keyfiyeti…

Okuyucu Kitlesi


Mektubat, kalbi için feyiz, ruhu için nur ve aklı için faydalı ilim arayanlara tavsiye olunur. Şu zamanın yaralarına en münasip bir ilaç, bir merhem ve zulümatın tehacümatına maruz heyet-i İslâmiyeye en nâfi’ bir nur ve dalalet vâdilerinde hayrete düşenler için en doğru bir rehber hükmündedir.

Mektubat’ı Niçin Okumalı?


  1. Tahkikî İman Kazanmak için: Taklidî imanı, sarsılmaz bir kuvvet olan tahkikî imana çevirmek ve bu zamandaki dalalet hücumlarına karşı imanı kurtarmak için okunmalıdır.
  2. Sünnet-i Seniyeyi Rehber Edinmek için: Velayet ve hakikat yollarının en müstakiminin sünnete ittiba olduğunu anlamak ve ubudiyet şuurunu artırmak için okunmalıdır.
  3. Manevi Hastalıklara Şifa Bulmak için: Kin, adâvet, hırs ve şöhret-perestlik gibi manevi zehirlere karşı Kur’anî ilaçları bulmak için okunmalıdır.
  4. Kâinatın Muammasını Çözmek için: “Necisin? Nereden geliyorsun? Nereye gidiyorsun?” suallerine Kur’an’ın i’cazıyla verilen mukni cevapları öğrenmek için okunmalıdır.
  5. Uhuvveti Tesis Etmek için: İslâm dünyasındaki ihtilafları giderecek, samimi kardeşliği ve dayanışmayı sağlayacak kudsî rabıtaları kavramak için okunmalıdır.

Öne Çıkan Bahisler

On Yedinci Mektup

Çocuk Taziyenamesi

Hadd-i büluğa ermeden çocukları vefat eden peder ve validelere mühim bir müjdedir. Bu taziye ile en meyus ve mükedder bir kalp, hakiki bir teselli ve ferah bulur.

On Dokuzuncu Mektup

Mu'cizat-ı Ahmediye (asm)

On dokuz nükteli işaretle peygamberimizin (asm) peygamberliğini, üç yüzden fazla mucizesini ve istikbale dair doğru çıkan haberlerini beyan eden bir şaheserdir.

Yirmi İkinci Mektup

Uhuvvet Risalesi

Mü’minlerde nifak ve şikak, kin ve adâvete sebebiyet veren tarafgirlik ve inat ve hased; ne kadar çirkin ve zulüm ve zehir hükmünde olduğunu ifade eder; kardeşliğin esaslarını anlatır.

Eserden Alıntılar


On Altıncı Mektup’tan

Dünya madem fânidir.
Hem madem ömür kısadır.
Hem madem gayet lüzumlu vazifeler çoktur.
Hem madem hayat-ı ebediye burada kazanılacaktır.
Hem madem dünya sahipsiz değil.
Hem madem şu misafirhane-i dünyanın gayet Hakîm ve Kerîm bir Müdebbiri var.
Hem madem ne iyilik ve ne fenalık, cezasız kalmayacaktır.
Hem madem
لَا يُكَلِّفُ اللّٰهُ نَفْسًا اِلَّا وُسْعَهَا
sırrınca teklif-i mâlâyutak yoktur.
Hem madem zararsız yol, zararlı yola müreccahtır.
Hem madem dünyevî dostlar ve rütbeler, kabir kapısına kadardır.

Elbette en bahtiyar odur ki: Dünya için âhireti unutmasın, âhiretini dünyaya feda etmesin, hayat-ı ebediyesini hayat-ı dünyeviye için bozmasın, malayani şeylerle ömrünü telef etmesin, kendini misafir telakki edip misafirhane sahibinin emirlerine göre hareket etsin, selâmetle kabir kapısını açıp saadet-i ebediyeye girsin.

Yirminci Mektup’tan

لَهُ الْمُلْكُ
Yani, mülk umumen onundur. Sen, hem onun mülküsün hem memlûküsün hem mülkünde çalışıyorsun.

Şu kelime, şöyle şifalı bir müjde veriyor ve diyor:
Ey insan! Sen kendini, kendine mâlik sayma. Çünkü sen kendini idare edemezsin, o yük ağırdır. Kendi başına muhafaza edemezsin, belalardan sakınıp levazımatını yerine getiremezsin. Öyle ise beyhude ızdıraba düşüp azap çekme, mülk başkasınındır. O Mâlik, hem Kadîr’dir hem Rahîm’dir; kudretine istinad et, rahmetini ittiham etme. Kederi bırak, keyfini çek. Zahmeti at, safayı bul.

Hem der ki: Manen sevdiğin ve alâkadar olduğun ve perişaniyetinden müteessir olduğun ve ıslah edemediğin şu kâinat, bir Kadîr-i Rahîm’in mülküdür. Mülkü sahibine teslim et, ona bırak; cefasını değil, safasını çek. O, hem Hakîm’dir hem Rahîm’dir. Mülkünde istediği gibi tasarruf eder, çevirir. Dehşet aldığın zaman, İbrahim Hakkı gibi
“Mevla görelim neyler
Neylerse güzel eyler.” de, pencerelerden seyret, içlerine girme.

Yirmi İkinci Mektup’tan

Bedevî aşiretlerinden Hasenan aşiretinin birbirine düşman iki kabilesi varmış. Birbirinden belki elli adamdan fazla öldürdükleri halde, Sipkan veya Hayderan aşireti gibi bir kabile karşılarına çıktığı vakit; o iki düşman taife, eski adâveti unutup, omuz omuza verip o haricî aşireti def’edinceye kadar, dâhilî adâveti hatırlarına getirmezlerdi.

İşte ey mü’minler! Ehl-i iman aşiretine karşı tecavüz vaziyetini almış ne kadar aşiret hükmünde düşmanlar olduğunu bilir misiniz? Birbiri içindeki daireler gibi yüz daireden fazla vardır. Her birisine karşı tesanüd ederek, el ele verip müdafaa vaziyeti almaya mecbur iken onların hücumunu teshil etmek, onların harîm-i İslâm’a girmeleri için kapıları açmak hükmünde olan garazkârane tarafgirlik ve adâvetkârane inat; hiçbir cihetle ehl-i imana yakışır mı?

O düşman daireler ehl-i dalalet ve ilhaddan tut tâ ehl-i küfrün âlemine, tâ dünyanın ehval ve mesaibine kadar birbiri içinde size karşı zararlı bir vaziyet alan, birbiri arkasında size hiddet ve hırs ile bakan, belki yetmiş nevi düşmanlar var. Bütün bunlara karşı kuvvetli silahın ve siperin ve kalen uhuvvet-i İslâmiyedir. Bu kale-i İslâmiyeyi, küçük adâvetlerle ve bahanelerle sarsmak; ne kadar hilaf-ı vicdan ve ne kadar hilaf-ı maslahat-ı İslâmiye olduğunu bil, ayıl!

Baskı ve Cilt Bilgileri


Eser Temini


Kitap

Asa-yı Musa eserini web sitemizden sipariş vererek adresinize alabilirsiniz. Farklı cilt ve ebat seçeneklerinden tercih yapabilirsiniz.

Mobil

Risale-i Nur okuma uygulamamızdan eseri okuyabilirsiniz. (App Store, Play Store)

Web

https://rnk.tr Risale-i Nur okuma sitemizden de Asa-yı Musa eserini okumanız mümkün.